Dijital dönüşüm günümüzün en popüler konularından biri. Sebebi üzerine çok tartışabiliriz ama bu işin rant alanı haline gelmesi üzerine benim de biri iki cümlem var. Öncelikle “dijital”in dinamiklerinin çok oynak ve değişken olması sebebiyle az kişi tarafından takip edilebilmesi bu alanı suistimale açık hale getiriyor. İnsanlara bir seminer veya eğitimde ne anlatırsanız onu doğru kabul ediyorlar. Etik yaklaşım önemli yani. İkincisi bu kişisel gelişim seminerleri gibi 5-6 saatlik seminerlerle olacak iş değil. Techcrunch’ta okuduğum ve aşağıda çevirisine yer verdiğim yazı da tam olarak bundan bahsediyor.

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

digital cio mindset

Şu ana kadar şu söylentiyi duymuş olmanız gerek: “Her şirket bir gün bir yazılım şirketi olacak.” Bu dönüşüm çoktan başladı. Küçük ve büyük şirketler son zamanlarda birleşerek dijital dönüşümlerini tamamlamaya çalışıyorlar.

Nereye bakarsanız bakın, şirketler birçok dikkat dağıtıcı unsurla karşılaşıyor. İşin ilginç yanı ise bu gerekli dönüşüm yaşanırken şirketler en temele yerleştirdikleri basit şeyleri sorgulamaya başladılar. Birkaç yıl önceki araştırmalara göre dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmanın bir yolu var: Şirket içerisinde laboratuvar ve deneylerle yenilikçi bir yaklaşım benimseyip problemleri içten çözmek. Fakat son günlerde yapılan çalışmalar gösteriyor ki, şirketler çok daha kapsayıcı bir yöntem seçerek içlerindeki her bölümü sorgu ve araştırmaya tabi tutuyorlar.

Yenilikçi yaklaşımın problemi, laboratuvar ortamında yaratılan yeni teknolojinin veya yöntemlerin nasıl uygulanacağının bilinmemesidir. Bazı yeniliklerin uygulamaya geçmemelerinin iyi sebepleri vardır. Zira eğer şirket genelinde uygulanmaya çalışılsalar bürokratik sorunlara takılırlar ve başarısız olurlar. Böyle bir şeyi durdurmak istiyorsanız tek yapmanız gereken sürekli “Hayır” demektir.

Yeni bir düşünceye göreyse büyük resme bakmalıyız ve yeniliklerin organizasyona ne gibi etkileri olacağını düşünmeliyiz. Yaratıcılığın önündeki pürüzleri gidermelisiniz ki bilgi işlem veya insan kaynakları gibi sınırlayıcı departmanların bürokratik engellerine takılmadan ilerleyebilsin. Şimdi ise şirketin dijital olarak gelişebilmesi için sizi durdurmaya çalışanlara yoldan çekilmeleri gerektiğini söyleme zamanı.

Büyük Resmi Görmek

Daha önce gördüğümüz gibi organizasyonun bütün halinde, işlevli bir şekilde, aynı hedefe doğru gitmesi zor başarılan bir görev. Bütün iş modelinizi böyle bir göreve adarsanız inovasyonunuz büyük çapta bir değişiklik için fazlasıyla değişken ve marjinal kalabilir.

Box’un CEO’su Aaron Levie, bu yıl Rob Siegel ile Stanford Üniversitesi’nde “Sanayicinin İkilemi” adlı bir dersi ortak veriyor. Bu derste büyük organizasyonların değişim yaşarken karşılarına çıkan engeller ve süreç anlatılıyor.

“Mağazada başarılı olan bir işi ele alırsanız ve yazılım ile yenilikler eklerseniz ne olur? Buna ne tepki verir? Hiçbir ürün bir mağaza veya araba kadar fiziksel değildir. Ancak onlar bile teknolojiyle birlikte ne gibi değişikliklere uğruyor?” diyor Levie.

Pivotal Laboratuvarları’nın direktörü Edward Hiaett, şirketinin inovasyona daha yakın bir politika sergilediğini ancak genel şirket aklının geliştiğini söylüyor. Hatta Ford gibi müşterisi olan bir şirkete baktığında bütün iş planını değiştirmesi gereken bir şirket gördüğünü belirtiyor. Gelecek on yıl içerisinde insanlar geleneksel biçimde araba sahibi olmayabilirler. Hatta kendini süren arabalar yaygınlaştıkça ehliyet sahibi bile olmayabilirler. Bu yüzden bütün kurulu düzeni yıkıp bir arabayı nasıl tasarladıklarını, ürettiklerini, pazarladıklarını ve sattıklarını değiştirmek zorunda kalabilirler.

Ayrıca “bu sistemlere şimdi, her şey değişmeden bakmalılar” diyor Hiaett. Bu, her şeyin bir anda değişeceği anlamına gelmiyor tabii. Ancak Ford bir anda kendisini “araba üreticisi” bir şirketten “taşıma işi” yapan bir şirkete dönüştürmek zorunda kalabilir. Açıkça görülüyor ki, bu durum şirketin uzun zamandır oturttuğu sistemin değişmesini gerektirecek.

Görüş Netliği

Değişimden sorumlu yöneticinin önündeki yolu net şekilde görebilmesi ve şirketi bir an önce düzlüğe çıkaracak bir planı olması gerekir. İnovasyon takımını sonsuza kadar bodrumda saklayamazlar. Cxotalk.com’un kurucusu Michael Krigsman’a göre bu inovasyon takımı, değişimin her aşamasında ekiplerin sorunlarına çözüm sunmak için yakında durmalıdır.

“Başarılı yöneticiler değişimi benimseyebilir. Bu çok önemli bir noktadır ve belki de değişimle alakalı en zor şeydir. Startuplar haricinde her firmanın kendine özgü bir iş modeli ve işleri yürütme tarzı vardır. Üretim bantları, ürünler ve çalışanlar bu standart prosedüre uygun olarak seçilmiştir” diyor Krigsman.

Bu Bir İnsan Problemi

İş hayatında yapmaya alıştığımız üzere, bu tip bir değişimin de üzerine farklı teknolojiler fırlatarak saldırdık. Her ne kadar teknoloji yardımcı olsa da bu durum çok daha kişisel bir yönetim anlayışı gerektiriyor. Bu anlayışta değişen şirketin içerisindeki çalışanlar da hesaba katılmalıdır.

“Bu dijital değişimin öteki tarafındakilere yardım etmek ve hızlı değişimin getirdiği kültürel şok da en az oraya ulaşmamız için gereken teknoloji kadar önemli” diyor Global Tech R&D Lead’e verdiği röportajda Marc Carrel-Billiard.

Sonra “Müşterilerle konuşurken genellikle teknolojiden bahsederiz. Ancak genelde konu 15 dakika sonra değişir. İnsanlardan ve içinde bulundukları dijital kültür çatışmasından bahsetmeye başlarız. Eğer şirket dijital dönüşüm istiyorsa bu olay sadece kaçınılmaz olan teknolojiyle alakalı değildir. Aynı zamanda insanları ve bu yeniliğin işe yarayıp yaramayacağını da düşünmeliler” cümlelerini ekliyor.

Peki, Nasıl Dönüşürüz?

Şu ana kadar yıllarca dijital dönüşümle uğraşmak bize bir ders öğretecekse o da esas uğraşmamız gerekenin insanlar ve onların adaptasyonu olduğudur. Bugün değişimin gerektirdikleri o kadar hızlı geliyor ki bunalmamak elde değil. Krigsman bu durumun şirketlerin bütün algılarını değiştirmelerini gerektirdiğini söylüyor.

“Bunu başarıp yeniden başlayan bir şirketin algısını elde edebilen firmalar, olaylara yeni bir açıdan bakma fırsatı yakalıyor”

Mesela bilginin departmanlar arasında daha akışkan olduğu ve müşteri servisinde gecikmenin ve hataların azaldığı bir sistem buna örnek gösterilebilir. “Peki, bu müşteri açısından nasıl görünüyor? Önemli olan bu yenilikleri getirecek kadar cesur olmak ve olaylara yeni bir bakış açısıyla bakmak” diyor Krigsman.

Ayrıca şirketlerin daha küçük ve esnek hareket edebilen startup firmalarıyla ortaklık kurması gerektiğini de ifade ediyor. “Bunun sebebi yeni düşünce tarzını nasıl şirkette uygulayacağınızın önemli olmasıdır. Bu oldukça zor; çünkü bu işi uzun süredir yapan kişilerin kalıplaşmış davranışları gibi unsurlar sizi kısıtlıyor. Örneğin Bir şirkete yeni düşünce tarzınızı enjekte ederek çalışanların da bu yeniliğin işe yaradığını görmesini sağlayabilir, onları da aynı şekilde yeni projeler üretmeye ve  organizasyonun felsefesini değiştirmeye teşvik edebilirsiniz.

Fortune 500 listesinin 1955 yılından beri %88’inin değiştiğini göze alırsak değişimin her zaman bizimle olduğunu görebiliriz. Ancak şimdiki dijital dönüşümün getirdiği aksaklıklarla her şey daha da hız kazanıyor.

“İlginç olan şu ki, görevli insanlar kendilerini geriye atabilecek unsurun aynı zamanda fayda getirebileceğinin de farkında” diyor Levie. Yani her şey kötüye gitmeyebilir. Eğer şirketler daha yaratıcı düşünürlerse dijital dönüşümü ve şirkette yaratacağı etkiyi olumluya çevirebilirler.

Çeviride verdiği destek için sevgili Ilgın Efe Şenyuva‘ya teşekkür ederim.

Görselin kaynağı: L’atelier

(7 kere ziyaret edildi, günlük 1 ziyaret)

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir