Gezi planları, moda akımları, spor skorları gibi bazı konular doğası gereği sosyaldir. Yani, bu endüstrilerdeki işlerin ve organizasyonların sosyal medyada söz sahibi olması muhtemeldir.

Sağlık hizmetlerini sosyal medyayla birlikte kullanma fikri bu açıdan kulağa zıt gelebilir. Kim hastalığını açık açık söylemek ister ki? Facebook, kondilomların ortak belirtilerinden çok nostaljik fotoğraflarınızı paylaşmak içindir.

Sağlık sorunları geleneksel açıdan özel kabul edilirdi. Şimdiye kadar.

Tıbbi tedaviler, yeni teknolojilerin gelmesiyle birlikte şekilleniyor

Sağlık hizmetleri giderlerinin %75’inden fazlası önlenebilir hastalıklara ait. Astım, diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon ve obezite ise bunlardan sadece birkaçı.

Sağlık hizmetlerinde, niceliğe dayalı sistemin yerini niteliğe dayalı sisteme bıraktığının hepimiz farkındayız. Hastanın tedavi sonrası durumunu geliştirmek üzere, mali teşvikler hastalıkları önlemede kullanılacak.

Bu sebeple, doktorların ve sağlık uzmanlarının hastaları çok yakında diğer sektörlerdeki gibi tüketici olarak kabul edeceklerini farz edebiliriz. Geçmişte hastalarına hiç bu gözle bakmamışlardı. The Affordable Care Act’in hastanın tedavi sonrası durumuna odaklanması da bu değişimi beraberinde getirecek.

Sağlık hizmetleri endüstrisi ‘’tüketici’’ memnuniyetini ve katılımı arttırmanın yollarını arayacak. Sonuç olarak, sağlık hizmetleri sistemi de tüketicilerine, diğer endüstrilerde de başarısı kanıtlanmış olan sosyal medya aracılığıyla ulaşacak.

Sosyal Medya Popülerliği Arttırıyor

Journal of Internet Medical Research’ün raporuna göre, yetişkinlerin %60’ı aradığı sağlık bilgisini bulmak için interneti kullanıyor. Bu çok da şaşırtıcı değil. Anlık heyecanlar doğrultusunda hareket eden insanlarız. Hastalandığımızda sorunun ne olduğunu bilmek istiyoruz ve bunu hemen öğrenmek istiyoruz.

Ancak, her ne kadar sosyal medya dünyayı yönlendirse de araştırmaya katılanların yalnızca %15’inin kişisel bilgilerini sosyal ortamda paylaşması şaşırtıcı.

Sağlık sorunları bireysel davranışlardan kaynaklandığında çevremizdeki insanlar bizi değişim konusunda teşvik edebilir. Nielsen tarafından yayınlanan bir rapor, katılımcıların %92’sinin en çok etkilendikleri kaynağın kişilerin yakınları olarak gösterdiğini belirtti.

Sosyal medya, sağlık uzmanlarının hastalara etkin bir şekilde iletişime geçebilmesi için mükemmel bir araç.

Öncüleri Takip Edilmesi

Nereden başlamaları gerektiğini düşünen sağlık endüstrisi uzmanları Mayo Clinic’e bir göz atmalı. Mayo Clinic, sosyal medyayı bir sanat aracı olarak görüyor. Sosyal ağlarını mükemmelleştirmek için kurdukları ayrı bir Mayo Clinic Sosyal Medya Merkezi bile var.

mayo

 

Mayo Clinic, sağlık alanındaki en popüler Youtube kanalının sahibi. Twitter’da yaklaşık 600,000 takipçisi ve Facebook sayfasında 450,000 beğeneni var. Bunun yanında, göğüs kanseri, jinekoloji, koklear imlantı gibi farklı uzmanlık alanlarıyla ilgili bir Facebook sayfası bulunuyor. Bu da yeterli değilmiş gibi, üç farklı hedef kitleye yönelik üç farklı blog yayınlıyorlar.

Şimdilerde uzmanlık bilgilerini geniş kitlelerle paylaşıyorlar. Sağlık hizmetleri önümüzdeki yıllarda geliştikçe, endüstride bulunan diğer uzmanların Mayo Clinic’in şu an yapmakta olduğu şeyleri taklit etmeye çalışacağını düşünüyoruz. Ayrıca, kişisel sosyal medya ağında sağladıkları- kaynaklara ulaşım imkanı, internet üzerinde yapılan seminerler ve sosyal medyanın kullanımıyla alakalı kapsamlı eğitim programları- hizmetler sayesinde ileride birkaç sağlık uzmanının daha sosyal medya alanında başarılı olacağını söyleyebiliriz.

The Affordable Care Act’in kesinlikle sağlık hizmetlerine büyük katkıları olacak. Sosyal medyaya olan güvenin artması beklediğimiz değişimlerden bir tanesi.

Bu yazı ilk defa, 23 Temmuz 2013′de Tek Doz Dijital’de  yayınlamıştır.

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir